Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

DOĞALCI (NATURALİST) TİYATRO

Gerçekliğin doğaya bağlı kalınarak yansılanmasını isteyen natüralizmin tiyatrosu. Felsefi pozitivizmin, belirlenimcilik düşüncesinin ve çevre kuramının temellik ettiği Natüralist Tiyatro, gününün gerçeklerden uzakta burjuva tiyatrosuna karşı, gerçekliği bilimsel kesinlik içinde vermeyi, insanı tüm fiziksel ve toplumsal bileşenleri içinde çözümlemeyi amaçlamıştır. Emile Zola'nın kuramcılığında gelişme gösteren Natüralist Tiyatro, "sanat, tabiatın bir parçasıdır" ve "sanat, yeniden tabiat haline gelmeye çalışır" ilkeleri doğrultusunda ürünler vermiştir. Romantik tiyatroya karşı olduğu kadar, iyi kurulu burjuva oyununa karşı da yer almış olan Natüralist Tiyatro, işçi ve emekçi sınıfların sorunlarına olduğu kadar, toplumdışı kalmış insanlara da eğilmiş, burjuva – kapitalist topluk hastalıklarını göz önüne sermiştir. Ancak, gerçekliği dolaysız olarak alışıyla, ampirik gerçekliğin ötesine geçememiş, çözümsel yönteme ağırlık vererek, somut, tikel ayrıntısal gerçeklik üstünde durmuştur. Nesnelciliğin öne çıktığı Natüralist Tiyatro'da gerçekliğin birebir kopyası sergilenmeye çalışılır. Oyun dili, gündelik konuşma dili ve bölgesel ağız olarak alınır, sahne tasarımı, sahne giysisi ve donatımlığı doğal gerçeğe ayrıntılarıyla tam uygunluk içinde uygulanır. Karakter çizimi ön plana çıkarken eylemde toplumsal ve doğasal koşullanma ve belirlenmeye mutlaklık tanınır. Yaşam, yaşam dilimleri içinde verilir, eylem – yer – zaman birliğine uyulur ve izleyici ile sahne arasında “dördüncü duvar” çekilerek, oyunun kapalı bütünlüğü korunmaya çalışılır. Bu nedenle Natüralist Tiyatro, tam bir benzetmeci tiyatro, tam bir yanılsamacı tiyatrodur. Buna uygun olarak, oyunculuk bütün bütüne özdeşleşme yöntemine dayanırken, sahnelemede dış görünüşün doğallığı korunur. Eylemde kısalık, kahraman yokluğu, sahnelerin art arda sıralanması, Natüralist Tiyatronun başlıca dramatik özelliklerindendir. Çok çeşitli belirlenimleri içinde çizilen karakter, çevrenin kalıtımsal özelliklerinin bir toplamı olarak ortaya çıkar. Natüralist Tiyatro, burjuva – kapitalist toplumda herkesin herkesle savaşını, burjuvazinin acımasız olarak kendini gerçekleştirişini, insanda yıkıcı olan yanı sergileyişiyle toplumcu düşünceye hizmet etmiştir. Natüralist Tiyatro'nun başlıca temsilcileri; Fransa'da Antoine ve Theatre Libre, Almanya'da; O. Brahm ve Freie Bühne, İngiltere'de; Independent Theatre, Rusya'da; Stanislavski ve Moskova Sanat Tiyatrosu, İtalya'da; verismo akımı yanı sıra, yazar olarak Zola, Goncourt, Ibsen, Strindberg, Hauptmann, Gorki ve O'Neill'dir.

Batı’da oyun yazarlığında küresel olarak gerçekçiliğe geçiş ve 1850 yılından sonraki yapımlar natüralizm olarak bilinen hareketle doruk noktasına ulaştı. Gerçekçilik ve natüralizm arasında kesin bir ayrım yapmak neredeyse olanaksızdır. Bununla birlikte gerçekçilik günümüzde de geçerliliğini koruyan genel bir tarz, natüralizm ise 1880 ile 1904 yılları arasında etkinlik kazanmış avangart bir akımdır. Natüralizm daha sonra dağılmıştır. Bağlılık sözü veren natüralistler kalıtımın ve çevrenin insan davranışlarının birincil nedeni olduğunu iddia ederek liderleri Emile Zola (18401902) etrafında toplandılar. Darwin’in evrim ve bilimsel kanıt gerektiren gerçeklik görüşünden etkilenen Zola Tiyatroda Natüralizm (Naturalizm in Theatre, 1881) oyunların materyalist nedenlerin etkilerini

göstermesi gerektiğini savunur. Gerçekçiliğe doğru genel bir geçişte olduğu gibi natüralizm de fotoğraftan etkilendi. Sontag abartılı biçimde “Onun fotoğrafını görünceye kadar bir şeyi gerçekten gördüğünüzü iddia edemezsiniz” diye yazmıştır. Gerçekçi oyun yazarları, yönetmenler ve tasarımcılar çeşitli nedenlerle fotoğraf benzeri sahne efektlerine bel bağlarken, natüralistler dış gerçekliğin kesin olarak sahnelemesi materyalist neden sonuç ilişkisinin keşfedilmesi için gerekli başlangıç noktasıydı.

Zola hareketinde bildirdiği hedeflerine bir romanının (Therese Raquin) dramatizasyonunda ulaşmak için çabalamış olsa bile, Henri Becque’in (18371899) oyunları Fransa’da Zola’nın natüralist ideallerini daha başarılı biçimde gerçekleştirmiştir. Becque’in Kargalar (The Crows, 1882) ve Parisli (La Parissienne, 1885) oyunları geleneksel olay örgüsünü neredeyse tümüyle terk ederek, açgözlü karakterlerin zayıfı yendiği ve “saygıdeğer” bir kadının kocasının kariyeri için başka erkeklerle cinsel ilişkiye girdiği günümüz günlük durumlarına ulaşır. Alman seyircisi Gerhart Hauptmann’ın ilk oyunlarındaki radikal değişimi alkışladı. Bu oyunlar arasında Gündoğumundan Önce (Before Sunrise, 1889) ve 1844 yılında Silesian’da işçi istismarı ve bir grup kahramanın ayaklanması hakkındaki Dokumacılar (The Weavers, 1892) sayılabilir. Rusya’da 1905 ve 1907 devrimlerine katılmış olan Maxim Gorky birçok natüralist oyun yazdı. Bunlar arasında Ayak Takımı Arasında (The Lower Depths, 1902) Moskova’da serserilerin ve gücünü yitirmiş işçileri ucuz bir otelde yaşarken konu alır. Çoğu gerçekçi oyun gibi Ayak Takımı Arasında hayatın fotoğrafik bir “kesitini” tüm bayağılığı, sinikliği, duygusallığı ve şiddetiyle dramatize eder.

Bununla birlikte, 1914’ten önce tüm Avrupa’daki devlet sansürü çoğu natüralist yazarın oyunlarını sahnelemelerini güçleştirdi. Yöneticiler natüralist diyaloglardaki saldırgan dile karşı çıktı ve Avrupa’da dramanın yaratacağı sonuçlardan korktu. Sansürden kurtulmak için natüralist oyunlara (ve diğer sansüre uğramış oyunlara) ilgi duyan birkaç ülkedeki yapımcılar sadece üyelerin girebildiği özel tiyatrolar kurdu. Örneğin, Paris’te Andre Antonie, kendisine Zola’nın romanı da aralarında olan bir dizi oyunu sahnelemesine izin verilmeyince, 1887 yılında Theatre Libre’yi kurdu. Antonie’nin ilk oyunlarından biri natüralizmin sahnedeki örneği olduğuna inanılan Henrik Ibsen’in Hayaletler oyunu oldu. Theatre Libre ayrıca birkaç Becque oyunu, Leo Tolstoy’un (18281910) Karanlığın Gücü (The Power of Darkness, 1888) ve İsveçli oyun yazarı August Strindberg’in Matmazel Julie (Miss Julie, 1893) oyununu sahneledi.

Antonie’nin tiyatrosu diğer bağımsız tiyatrolar için model oluşturdu. Aynı zamanda sansürden kaçmak için özel bir kulüp olarak Berlin’de kurulan Freie Bühne (Özgür Sahne) çoğunlukla Ibsen, Becque, Tolstoy ve diğer natüralist yazarların oyunlarını sahneledi ve Hauptmann için ilk seyirci grubunu oluşturdu. Bağımsız Tiyatro (The Independent Theatre) diğer “özgür” tiyatrolardan etkilenerek Londra’da Hayaletler ile 1891 yılında açıldı ve 1897 yılına kadar çoğunlukla natüralist oyunlarını sürdürdü. Berlin ve Londra’nın bağımsız tiyatroların rol verdiği oyuncular profesyonel taahhütlerinin arasında prova ve temsil yaptığı için, ne Freie Bühne ne de The Independent Theatre, Antonie’nin eğitimli amatörlere rol verdiği Theatre Libre kadar bütünlüklü ve başarılı oyunlar sahneleyemedi. Bununla birlikte, her üç tiyatro da Avrupa’ya sahnedeki natüralizmin olanaklarının tanıtılmasında önemli rol oynadılar.