Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

EZİLENLERİN TİYATROSU

Augusto Boal'ın geliştirdiği, ilk olarak 1956'da Brezilya'da ortaya çıkan bir tiyatro biçimi. Forum tiyatrosu olarak da adlandırılan Ezilenlerin Tiyatrosu'nda amaçlanan; seyirciyi oyuna dahil etmek, sahnede olan biten karşısında seyircinin oyuncu haline gelerek toplumsal ve siyasal baskılara karşı tavrını göstermesidir. Seyirci-oyuncu ayrımı ortadan kaldırılmaktadır. Böylece kişiler kendi üzerlerinde baskı yaratan sosyo-ekonomik, politik, sistemsel etkilere yönelik olarak tepkilerini gösterebileceklerdir.

Augusto Boal, “Ezilenlerin Tiyatrosu” kitabının “Aristotales’in Baskıcı Tragedya Sistemi” başlığı altında Aristotelyen katharsis tiyatrosunu analiz eder. Seyircinin düşünme ve eylemde bulunma etkinliğini sahne üstündeki oyuncuya devreden edilgen bir rol üstlenmesi Boal’in karşı durduğu ana unsurdur. Aristotelyen katharsis tiyatrosunda tiyatral üretim araçlarını elinde bulunduranın yazar, yönetmen, oyuncu ve tiyatro etkinliğini düzenleyen şahıslardır; seyirciye yüklenen işlev ise kendisine gösterilenler üzerine fikir yürütmesidir. Freire’nin “Ezilenlerin Pedagojisi”nde ileri sürdüğü ezen-ezilen ve öğreten-öğrenen karşıtlığı, Boal’e göre, Aristotelyen katharsis tiyatrosunun oyuncu-seyirci karşıtlığına tekabül eder. Bu açılımı baskı kurmaya yönelik bir model olarak ele alan Boal, eylemde bulunma iradesinin seyirciye devredilebileceği bir alternatif model önerir. Seyirci ve oyuncu ayrımının ortadan kalktığı bu yeni tiyatro anlayışında yeni bir terim ortaya çıkar: seyirci-oyuncu (spect-actor).

Ezilenlerin Pedagojisi'de Freire; bir problemin tanımlanması, diyalog aracılığıyla yorumlanması ve olası çözümler denenmesini önerir. Bu süreçte öğreten-öğrenen karşıtlığının kırılması için eğitmenin, çözümü önceden bilen ve tüm tartışmayı da oraya yönlendiren biri konumunda olmaması gerekir. Boal de benzer şekilde, tiyatro çalışmalarında seyircileri seyirci-oyuncu olmaya kışkırtan, yanıtlar bulmalarını ve yanıtları sahne üstünde eylem halinde göstermelerini teşvik eden, koordinatör işlevi gören bir "joker"den bahseder.

 

Augusto Boal

Augusto Boal, çağdaş tiyatroda politik eğilimli bir tiyatronun temsilcisidir. Ele aldığı konulara Marksist bir bakış açısı ile yaklaşarak, toplumun kültürel ve ideolojik yapısını tiyatro yolu ile tartışır. Oluşturduğu 'Ezilenlerin Tiyatrosu' ile ezen / ezilen karşıtlığını ele almaktadır. Amacı, insanın, yaşamda varolan ezme / ezilme olgusunun farkına varması ve ezilmekten kurtulmasıdır. O'na göre günümüzde tiyatro, toplumsal bir görev üstlenmelidir. Bu tiyatro, deneysel, yaratıcı ve tiyatronun özündeki coşkuyu ortaya koyan bir içerikle, biçimini arayan "prova" tiyatrosu, yani 'Ezilenlerin Tiyatrosu'dur. Boal, bu tiyatro ile ilgilenenlerin de bu sorumluluğun farkında olmasını ister: "Politika ile uğraşmak istiyorum ama işimi değiştirmek istemiyorum. Ben bir tiyatro adamıyım! Benim için her zaman olası olan ve şimdi de gerçekleşen bir şey bu: tiyatro politikadır; politika da tiyatro! (...) İşte benim önermem bu bileşimde yatıyor. Bu bileşim tiyatroyu da politikayı da daha verimli kılacak. Ben izleyicinin kendini oyun kişisi yerine koyduğu, olası çözümleri keşfedip sahne üzerinde tartabileceği bir demokratik tiyatro öneriyorum.(...)" 

Boal, tiyatroyu kendine bakma sanatı olarak tanımlar. Bu nedenle ona göre bütün insanlar oyuncudur. Herkes yaşamında hem oynamakta hem de aynı anda seyretme edimini gerçekleştirmektedir. Yani herkes 'seyirci - oyuncu' dur. Boal, gösterilerde katılımcı olarak yer alan 'seyirci - oyuncunun', içinde bulunduğu durumun farkına varmasını ama bunları yaşayarak bunlardan arınması yerine, eyleme geçmesini ve engelleri birlikte aşmalarını hedefler. Ancak. tiyatro, bu eyleme geçişi izleyici adına gerçekleştirmez, tiyatro yolu ile gerçeklerle başa çıkmanın bir provası yapılmış olur.

Belli bir kesim yerine, herkes için tiyatronun varolduğuna inanan Boal, herkesi ilgilendiren konulara yönelir; yoksulluk, kadınlara karşı uygulanan şiddet, çevresel kirlenme, sanatta sansür, polis şiddeti, evsizlik, göç, ırkçılık, sokak çocukları, doğum kontrolü, işsizlik, politik tutkular gibi bir çok sorun tiyatro yolu ile tartışmaya açılır. İnsanlara tiyatronun ezilenlerin hizmetinde nasıl yer alacağı ve bu yolla insanların nasıl kendilerini ortaya koyacakları gösterilmeye çalışılır.

Boal’a göre dört sahneleme tekniği vardır;

·         Oyuncu / Karakter Ayrımı: Oyuncular, toplumdaki rollerin alışılagelmiş etkilerini ve davranışlarını abartmak için "mask" takarlar. Bu masklar mekanikleştirilmiş bir dizi aksiyon ve jestten oluşur.

·         Tüm oyuncular, tüm karakterleri yorumlarlar ( zaman zaman oynarlar) ve böylece kolektif yorumlar yaratılır.

·         Biçemde Seçkincilik, Kaos: Bir oyunda birbirinden çok farklı sahneleme türleri (melodram, gerçekçilik, gerçeküstücülük, pastoral, trajikomedi) ve biçemleri (sahnede oyuncuların söyleşmeleri, soruşturmalar, tartışmalar, vb.) birlikte kullanılır. Bunların yanında, anlaşılmaz ani kopmalar, yön değiştirmeler, sapmalar da oyunda yer alır.

·         Metnin ya da aksiyonun anlamını güçlendirmek veya buna karşı çıkmak için bağımsız bir dil olarak müzik kullanılır.

Boal, çalışmalarında toplumsal maskların önemine dikkat çeker. Role yaklaşımda oyuncunun göz önünde bulundurması gereken bu toplumsal masklardır. Oyuncu oynadığı her rolde, her rolün bağımsızlığını düşünerek karakter maskını ortaya koymalıdır:

·         Karakterin ait olduğu sınıf hangi sınıftır? Emeğini mi kiralar yoksa sermayesini mi?

·         En temel toplumsal rolü nedir? Üretim ilişkilerindeki yeri sorgulanır.

·         Aile ilişkileri? Konumu nedir?

·         Cinsiyet? Cinsel ve ailesel ilişkileri oyundaki ilişkilerle karşılaştırılır.

·         Aile - komşuluk - iş toplumsal kompleksi? Komşular, arkadaşlar ya da aynı takımın üyeleri gibi yapılar araştırılır.

 

Ezilenlerin Tiyatrosu'nda Farklı Tiyatro Pratikleri

Ezilenlerin Tiyatrosu'nun yöntemde farklılaşan uygulamalarında ortak olan özellikler şunlardır:

·         Ezilenlerin Tiyatrosu'nun bütün uygulamalarında, dramatik eylemin katılımcılar açısından yakıcı bir öneme sahip somut bir sorunu içermesi esastır. Bu sorun, katılımcıların yaptığı tartışmalar sonucu ortaya çıkmış ve katılımcıları düşünme ve eyleme kışkırtacak ölçüde güçlü olmalıdır.

·         Joker, çalışmanın başkanı ya da yöneticisi değildir. Jokerin görevi biraz daha fazla bilenleri bunu anlatmaları ve deneyimlemeleri için teşvik etmek, biraz cesaret edenleri biraz daha cesaretlendirerek ne yapabileceklerini göstermelerini sağlamaktır. Seyirci-oyuncuları kendisinin önceden hazırladığı çözüme yöneltmez, onların kendi çözümlerini sahne üstünde deneyimleyerek bulmalarını sağlamaya çalışır.

Ezilenlerin Tiyatrosunda üç çalışma yönteminden bahsedilebilir: Forum Tiyatrosu, İmge Tiyatrosu ve Görünmez Tiyatro.

Forum Tiyatrosu: Seyirci-oyuncular tarafından belirlenen bir problemin çözümlerinin araştırılarak sahne üzerinde deneyimlenmesine dayalı bir Ezilenlerin Tiyatrosu pratiğidir. Bir atölye formunda gerçekleştirilen Forum Tiyatrosu'nda, öncelikle belirlenen probleme uygulanabilecek çözümler tartışılır. Sonra bu çözümler, seyirci-oyuncular tarafından sahne üstünde deneyimlenir. Sahnede gösterilen çözüm, bütün katılımcılar tarafından tartışılarak çürütülür veya benimsenir.

Görünmez Tiyatro: genellikle kamusal alanda gerçekleştirilen, oyuncuların belirlenen bir konu üzerine bir fikir sunarak seyirci-oyuncuları da oyuna katılmaya kışkırttığı bir Ezilenlerin Tiyatrosu pratiğidir. Seyirci-oyuncular, bir tiyatro eyleminin içinde olduklarını fark etmeksizin oyuna dahil edilir ve belirlenmiş konu üzerine düşünmeye ve eylemeye teşvik edilirler. Forum Tiyatrosu'ndan farklı olarak Görünmez Tiyatro, seyirci-oyuncuların müdaheleleri ile değişen koşullara uygun dinamik bir metin gerektirir. Ayrıca oyuncular, seyirci-oyuncuları inandırmak ve kurgusal kökeninden habersiz oldukları bir oyuna çekebilmek için rollerini yaşayarak oynamalıdırlar. Bu tiyatro günümüz tiyatrosunda sokaktaki halkı interaktif olarak tiyatronun içine sokmaktadır. Türkiyede ilk defa bu tiyatroyu denemeye başlayan İzmir'de Euterpe Sanat Topluluğu olmuştur.

İmge Tiyatrosu: seyirci-oyuncuların bir konu üzerine kafalarındaki imgeleri sergiledikleri bir Ezilenlerin Tiyatrosu pratiğidir. İmge Tiyatrosu'nda öncelikle seyirci-oyunculardan belirlenmiş tema üzerine bir imge göstermeleri istenir. Diğer seyirci-oyuncular, bu imgeyi onaylamazsa ikinci bir imge gösterebilir. Bu şekilde, bütün katılımcıların ortaklaştığı bir imge elde edilene kadar çalışmaya devam edilir. Elde edilen bu imge, baskının bir temsiliyeti olan gerçek imgedir. Sonra seyirci-oyunculardan bu baskının yok olduğu bir ideal imge yaratmaları istenir. Bu noktada tekrar gerçek imgeye dönülür. Katılımcılardan gerçek imgeden ideal imgeye geçiş aşamasını gösteren bir olası geçişin imgesini yaratmaları beklenir. İmge Tiyatrosu'nda her seyirci-oyuncu, bir rolü oynuyormuş gibi davranmalı, kendi kişisel karakter özelliklerini asla sergilememelidir.